Tek Göz Oda

Güncelleme tarihi: 15 Tem 2021

18 yıl önce yaşadığım, hep olumsuz çağrışımlarla zihnimde yer edinen eve boynuma astığım kamera ile bu kez bir araştırmacı olarak yeniden gittim. Unutmanın verdiği en iyi halde olduğuma çok iknaydım. Unutmak her zaman zinde tutuyordu. Bu geleneksel Antep evinde üst odalara açılan uzun ve kendimden bir hayli büyük gördüğüm merdiven bugün küçücük görünüyordu. Çocukken sayamadığım kadar odası vardı. Alt kattaki bir odada eski ev sahiplerinin bıraktığı köhne bir sandık içinde kalmış Ses dergisinin sayılarını karıştırırdım ara sıra. Dar sokağı gören pencereden kafamı uzatır geleni geçeni izlerdim. Artık üç el değiştirmiş bir hayli başkalaşmış evi fotoğraflayıp bu anılara gömülürken tek göz dağınık bir odaya yöneldim.





Bir zamanlar bütün kenti turladığım bisikletim, artık giymemin istenmediği şortum geldi aklıma. O zamanlar tahtadan yapılmış, yağmur yemiş, eskimiş panjurlu pencereden bu tek göz odayı gözlerken kayıplarımı ve bu kayıpların yok ettiği anlara odaklanıp her şeyin o anki gibi olmadığı sahneleri canlandırırdım. Annemin ustaca simetrik olacak şekilde tüm boşlukları odun ve kömürle doldurduğu bu tek göz odaya ne yaparsam yapayım tekrar geri dönerdim. Sığmazsa eğer diyerek tek bir asimetriye göz yummayan annemin koşuşturmasını, yaptığı milimetrik hesapları izlerdim. Annem her sabah tek bir dizim hatası yaparsa yanmayacak diye endişelendiği odunu, kömürü sobanın içine titizlikle yerleştirirdi. Yıllar sonra geldiğim bu yer şimdi oldukça dağınık. Evin üçüncü sahipleri için bu oda eskileri dağınık bir şekilde fırlattıkları bir yer halini almış. İkinci sahiplerindeyken kim bilir nasıldı diye düşündüm. Bu dağınıklık hiç rahatsız etmedi beni. Şimdi buraya baktıkça içerde saatlerce çalışan, odunları itina ile dizen annemi ve yoruluşunu görüyorum. Yerini düzensizliğe bırakmış bu tek göz odayı fotoğraflayıp oradan ayrılıyorum.



131 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör

Tencere